24 Kasım 2012

15 Kasım 2012

saklandım şimdilerde, bir değirmenin altından yazıyorum sana
bir tepe rüzgara hapsolmuş bir tepeden, şimdi sensiz batacak bu güneş
cok zaman gecmıs ustunden

belkıde nıce baharlar...

herşey değişmiş etrafımda

ama gözyaşlarımın tadı aynı kalmış...

korkmuyorum artık

kaybedecek pekde bişi kalmadı ellerımde

ellerım bomboş kalmış

ne çok şey kaybetmişim oysa
sahılde bir kayık buldum,sahipsiz bir kayık...
dalgaların kumsalıma vurduğu,eski bir kayık.
denıze dogru sürdüm...
gece hüzün gecesi akrep 3ü göstermekte
vur vur sazcı sazın teline,al götür beni leylanın diyarlarına
içime en acı zehirlerden sür
unutlurmu söyle unutulur mu hiç
senınle ılk tanıstıgımız gun unutulurmu...
aşık olmuştum senı ılk gordugumde
izmirde bir kahvehanenin bahçesinde çöreklenirken yıllar sonra,cebimden eski bir fotoğraf çıkaracağım... bende bi kalp var, bütün bir ömre sığdıramadığım, o küçük ellerine bırakıp gidebilecek kadar hafif...
son sözlerimmisin...
yine canım acısın mı
yine görünüp gideceksin biliyorum
kollarımı açtığımda...
gidiyorum...
uzun upuzun bi yol var uzaklarda.
seslenmeyecekmisin,hadi '' dur gitme '' de...
vuslata giden upuzun yol... şimdi yol derin,yol yorucu, yol yalnız,yollar aşk sana geldiğim bütün yollarda aşk var sevgilim!
tırtıldım kelebek oldum,yoruldum yoruldum yoruldum...
uçtum uçtum,kondum bir dala.iki aşık var altta
sen daha küçücük bi kız çocuğusun
al al yanakları,yaramaz bi çocuk
özgürce koşmak isteyen,etekleri savrulan bi çocuksun...
düştüğünde artık ağlamıyorsun,büyümüşsün
saçların uzamış,yaramazlığını yitirmişsin
eskisi gibi sarılmıyorsun bana
sevmiyosun eskisi gibi...

parka gidelim mi eskisi gibi ?
sevgili esmeralda
bu satırları batıda bir kasabadan yazıyorum
belkide son mektubum kavuşacağız
sevdiğimiz o şarkılar bitti şimdi
nisan bitti,yağmurlar ısındı
yıldızlar uzak değil artık...
bir yaz esintisinde tepede uzanıp yıldızları izlerken
ben olmayacağım yanında.
yaktım mumları
kapadım ışıkları sen belirdin kapıda
kısık bir sesle canım dedin
gözlerimi kapadım güzel bir koku esti odama
birşeyler olmalı,tutmamalı beni
bir kuşun kanadından düşerken ben
gece yeline kapılıp düşmeliyim bir ağacın dalına
acımamalı ellerim,acımamalı gövdem
en acısı acımamalı yüreğim
terkedilişe inanmamalıyım

uzak bir ülke,tanımadığım insanlar var şimdi çevremde
çehremde hasret kokan ülkem var
annem var babam var...
sarılı yastıgıma kokumu bıraktıgım,
topragını ellerımle kazıyıp ekinler ektiğim
nerdesin beni terkettin
ben hiç saklamadım
doğrudur yandığım,delice delicesine tutkununum
Sarı sarı kasım yaprakları,
kaşe montuna sımsıkı sarılmış,üşümüş...
sonbaharda en çok rüzgarı severdi o.
kurumuş yaprak kokusu ve kahverengi sazlık otlarını...
Gülme bana Bir ülkesi olmayan biriyim belki ama Seni bin ülke karşı gelse bile sevebilirim.
bir şehir istiyorum içinde yalnız sen ve ben
dün gece sen uyurken ismini sayıkladım...
bakışlarını kaçırdığında saklanan çocuklar gibiydin,
yüzümü bile hayal meyal hatırladığını duydum, oysa gözlerimden alamazdın gözlerini, sarıldığından gözleri kapatır huzura,bulutların en üzerine yükselirdin duydum unutmuşsun...
Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana. Şimdi biz neyiz biliyor musun? Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz. Birbirine uzanamayan Boşlukta iki yalnız yıldız gibi Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız Peki,Ne kalacak bizden ?