çok derin
derin derinlerimde,
ellerin
bir armağan gibi tanrıdan bana kış güneşinde
altın kirpiklerin
18 Nisan 2013
15 Nisan 2013
28 Şubat 2013
04 Ocak 2013
yaşamımın dönüm noktalarında seninde olmanı isterdim,
yıllar sonra oturup kahvemizi yudumladığımızda;
baş başa,göz göze,diz dize anıları yad etmek varken,
şimdilerde geleceğe dair hayallerime ulaşamıyorum.
sen,sen şimdiler aşağıda bir bankta otururken,
ben seni izliyorum perde arasından.
öyle güzel bakıyorsun ki uzaklara
yanına oturmak,aniden sarılmak istiyorum sana.
oysa görüş mesafen kadar bile,yakın değilsin bana,
uzaksın,çok uzaklardasın...
epey zaman olmuş oysa,
oysa sanki dün gibi içimde sızısı.
oysa hep derdim ben,
şimdi sen gelsen, gel sen!
yıllara hep bomboş beyaz sayfalar açtım,
artık istemem yeni başlangıçları
şimdi sen,sakın gelme sen !
02 Ocak 2013
29 Aralık 2012
Gitmeseydi,
Çok güzel bir hayatımız olabilirdi. Çok paramız olmazdı belki ama çok neşeli olabilirdik çok zaman. Oturup her akşam pek kimsenin bilmediği güzel filmler izlerdik, tatil günlerinde gidip rakı içerken dinleyeceğimiz plaklar seçerdik eski eşyalar satan dükkânlardan, kışları dışarıda kar yağarken ışıkları söndürüp evimizin perdelerini açardık sonuna kadar, Türk kahvesi yapardım ikimiz için. Hiç konuşmadan kahvelerimizi yudumlar, radyo tiyatrosu dinlerdik kar yağışını izlerken. Tiyatro ve kahveler bittiğinde, filmlerden konuşurduk, kitaplardan, sanattan, memleket meselelerinden, İkinci Yeni şairlerinden falan. Sonra ben birkaç dize okurdum ona Cemal Süreya'dan. O da çok sever çünkü Cemalettin Seber'i. Sevdiğimiz şeylerden bahsederdik işte hep. Ben en çok onu anlatırdım, ondan bahsederdim yüzüne karşı. Sonra usulca çekilip köşeme, ben öldükten sonra saklaması için bırakacağım mektuplardan bir tane daha yazardım. Dedikodusunu bile yapardık 17 numarada oturan komşumuzun. Uyuma vakti geldiğinde ise, ben saçlarına bir öpücük kondurup öyle dalardım cennet gibi düşlere. Zaten ona sarıldığım bir gecenin içinde cehennemin işi ne ki?
Ama gitti işte...
Bunlar o kadar naif tasarlanmış şeylerdi ki, bir başkasıyla yaşama fikri bütün bunları, mükemmel itici... Bunları bir başkasıyla yaşamaktansa, tek başına yaşayan, kimsesiz, aksi bir ihtiyar olarak yaşamak daha cazip, hayatını arabesk şarkılara ve rakı şişelerine gömen...
Bilmiyorum işte. Bilmiyorum. Ne tanrının varlığı umrumda, ne İsa'nın yaralı elleri için endişeleniyorum, ne de yaşama uğraşı...
Ama gitti işte...
Gitti.
Siktir olup gitti. Bilinmezliğe falan değil, öyle tanıdık, öyle de bildiğim yerlere gitti ki. Damarlarımda dolaşan yüzlerce paslı çivi etkisi...
Batuhan Dedde - Tahta Putun Mektupları
09 Aralık 2012
15 Kasım 2012
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)