24 Kasım 2013

AŞK

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git 
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin 
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı

Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı
İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik

Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.

Cemal Süreya

20 Ekim 2013

en kötüm günümüz en mutlu olduğumuz günler olsun dilekleriyle başladım eski fotoğrafları karıştırmaya...sesini son duydugumda kapatırken telefonu görüşürüz diyerek kapadım,hayırlısı demiştin!Görüşürüz oysa ne kadar büyük bir kelime içinde emekler sevgiler sızılar acılar niceleri,en derini ise özlemler var...Gülümseyişlerin geliyor gözümün önüne ankara sokaklarında ve sabah uyandığımda otobüsten iniyor bitmiş yolculuğum.Üzerimde ince bir t-shirt don vurmuş ankaraya üşümüyorum ! Kavuşmak ne kadar büyük bir eylem,sen nereye gidersen gelmem mi ben ? Konya,Manisa,Adana,İzmir ... Gelirim,sen gel de, gelirim bir an beklemem koşarım...
Aşkı meslek edinmiş yüreğin meğer ne kadar da hazırmış her yeni başlangıca hazin bir son bulmaya… İçindeki eksikliği boşluk zanneden sevgilim; şimdi gözlerimizin her çarpışmasında kırılan kalbimin parçaları hayatıma batıyor biliyor musun? 

Acım mı?
Geçmedi… 
Alıştım sadece

10 Ekim 2013

sesin,o narin sımsıcak sesin...
duymak ne kadarda mutluluk verici ve zaman nasılda hızlı geçiyor...
ben sana hala aşığım .

04 Ekim 2013

oysa ben seni,ben seni yalnızca avuçlarından öptüm
incitme diye ...
senden çok uzaklarda yazıyorum bu yazıyı... uzun zamandır seninle dertleşemedim,içimde kalmasın hiçbirşey. Yaşanan onca şeyden sonra hala mutlu kalabilmek,fotoğraflarına dokunabilmek kokunu özlemek... Şuan yanımda olabilseydin... Sana o kadar ihtiyacımki,bir telefonuna muhtacım. Sen benim ilk aşkımsın,ilk aşk unutulur mu ? Unutamadım ... Sana canım diyemeyeli ne kadar çok zaman oldu,sarılamayalı. Gelsen hayır diyebilirmiyim,geriçevirebilirmiyim,ne zaman reddettim ? Elim gidiyor telefona yapamıyorum,arayan hep ben oluyorum. Hiç mi aklına gelmıyorum bır kere arasan,arasanda halımı hatırımı sorsan mutlu olsam. Beni mutlu etmek bu kadar kolayken neden hep zoru seçersin . . .

04 Temmuz 2013

şu kahpe dünya seni bana düşman edemeyecek,içime sardım ben seni.ikimizede iyi bak,güzel günleri hayal et !

Hoyrat

Dürüst kaba ol, eğreti saygılı olma !

Ağlamak

"...gidince de bitmedi aşk.. ağlamak..bazı acılarda yetmedi..."

01 Temmuz 2013

15 Haziran 2013

şimdi yanımda olsaydınya özlemeseydim seni, bi kadeh rakıda sana doldursaydım, gözlerinin içine baka baka ne kadar çok özlediğimi fısıldaysaydımya... seni çok özledim

16 Mayıs 2013

her nefes her soluk seni hatırlatır... sen giderken durdu dünya, dönmüyor...
ruyalara daldım yine bu akşam, seni aradım her yerde rüyalarda,fotoğraflarda.... hırkanı kokladım sanki üzerinden yeni çıkarmışsın, sana sarılıp sen kokmuşum,ruyalara dalmışım... ruyalar sarhoş eder beni, beni benden alır çok uzaklara götürür... ruyalara daldım yine...

18 Nisan 2013

çok derin
derin derinlerimde,
ellerin bir armağan gibi tanrıdan bana kış güneşinde
altın kirpiklerin

15 Nisan 2013

Elinde şemsiye varken,yağmuru sevdiğini söyleme bana...
Aşkınla demlenmiş sıcak bir çay içmeliyim. Küfürler saçıp etrafa, belalara bulaştırmalıyım ağrılı başımı. Yokluğuna alışmamalıyım. .

28 Şubat 2013

''madem dünya küçük,hani nerdesin ?'' dedinya, ey güzeller güzeli işte hep yanında yan sokağındayım garip kuşlar ötmüyor sustular güzeller güzeli. adın gibi özledim oysa ben seni, güllerin nuruna inanırım ben,sağ başımda gül kuruları... hadi şimdi çık gel,gel bitsin özlemlerim !

06 Şubat 2013

04 Ocak 2013

yaşamımın dönüm noktalarında seninde olmanı isterdim, yıllar sonra oturup kahvemizi yudumladığımızda; baş başa,göz göze,diz dize anıları yad etmek varken, şimdilerde geleceğe dair hayallerime ulaşamıyorum. sen,sen şimdiler aşağıda bir bankta otururken, ben seni izliyorum perde arasından. öyle güzel bakıyorsun ki uzaklara yanına oturmak,aniden sarılmak istiyorum sana. oysa görüş mesafen kadar bile,yakın değilsin bana, uzaksın,çok uzaklardasın... epey zaman olmuş oysa, oysa sanki dün gibi içimde sızısı. oysa hep derdim ben, şimdi sen gelsen, gel sen! yıllara hep bomboş beyaz sayfalar açtım, artık istemem yeni başlangıçları şimdi sen,sakın gelme sen !

02 Ocak 2013

çünkü sen beni hiç pişman etmeyeceksin her yeni gün uyandıgımda diyecegımki dünyanın en şanslı adamı benım dunyanın en guzel kadınıyla uyudum ve sımdı uyandım ve ölmedım bugunde bugunu onunla gecırecegım evet ben dunyanın en sanslı adamıyım :)
sadece özlemlerim değildi senden sakladığım...

29 Aralık 2012

Gitmeseydi, Çok güzel bir hayatımız olabilirdi. Çok paramız olmazdı belki ama çok neşeli olabilirdik çok zaman. Oturup her akşam pek kimsenin bilmediği güzel filmler izlerdik, tatil günlerinde gidip rakı içerken dinleyeceğimiz plaklar seçerdik eski eşyalar satan dükkânlardan, kışları dışarıda kar yağarken ışıkları söndürüp evimizin perdelerini açardık sonuna kadar, Türk kahvesi yapardım ikimiz için. Hiç konuşmadan kahvelerimizi yudumlar, radyo tiyatrosu dinlerdik kar yağışını izlerken. Tiyatro ve kahveler bittiğinde, filmlerden konuşurduk, kitaplardan, sanattan, memleket meselelerinden, İkinci Yeni şairlerinden falan. Sonra ben birkaç dize okurdum ona Cemal Süreya'dan. O da çok sever çünkü Cemalettin Seber'i. Sevdiğimiz şeylerden bahsederdik işte hep. Ben en çok onu anlatırdım, ondan bahsederdim yüzüne karşı. Sonra usulca çekilip köşeme, ben öldükten sonra saklaması için bırakacağım mektuplardan bir tane daha yazardım. Dedikodusunu bile yapardık 17 numarada oturan komşumuzun. Uyuma vakti geldiğinde ise, ben saçlarına bir öpücük kondurup öyle dalardım cennet gibi düşlere. Zaten ona sarıldığım bir gecenin içinde cehennemin işi ne ki? Ama gitti işte... Bunlar o kadar naif tasarlanmış şeylerdi ki, bir başkasıyla yaşama fikri bütün bunları, mükemmel itici... Bunları bir başkasıyla yaşamaktansa, tek başına yaşayan, kimsesiz, aksi bir ihtiyar olarak yaşamak daha cazip, hayatını arabesk şarkılara ve rakı şişelerine gömen... Bilmiyorum işte. Bilmiyorum. Ne tanrının varlığı umrumda, ne İsa'nın yaralı elleri için endişeleniyorum, ne de yaşama uğraşı... Ama gitti işte... Gitti. Siktir olup gitti. Bilinmezliğe falan değil, öyle tanıdık, öyle de bildiğim yerlere gitti ki. Damarlarımda dolaşan yüzlerce paslı çivi etkisi... Batuhan Dedde - Tahta Putun Mektupları

09 Aralık 2012

Sonra bir ev boyadım sana,kapısı mavi,zili deniz. içinde yaşasak ikimiz... geç bunları demeden, şimdi çal,çalsana kapımı ister huzurlu,ister huzursuz...
aslında bütün insanları sevebilirdim, sevmeye senden başlamasaydım eğer :)

06 Aralık 2012

sordu annem ''nereye gidiyorsun ?'' -''papatya bahçelerine anne'' yanına geldim!

24 Kasım 2012

15 Kasım 2012

saklandım şimdilerde, bir değirmenin altından yazıyorum sana
bir tepe rüzgara hapsolmuş bir tepeden, şimdi sensiz batacak bu güneş
cok zaman gecmıs ustunden

belkıde nıce baharlar...

herşey değişmiş etrafımda

ama gözyaşlarımın tadı aynı kalmış...

korkmuyorum artık

kaybedecek pekde bişi kalmadı ellerımde

ellerım bomboş kalmış

ne çok şey kaybetmişim oysa