14 Haziran 2007

Kırıntıları var biliyorum...

Sık görülen rüyasal bir dokunuş mudur gecedeki duraklar?
Koştukça uzayan yollar; tam yere çarpacakken bir elin kollarından tutup gökyüzüne doğru çıkarması,
bağırdıkça kendine bile duyuramadığın yakarışlar.
Altı üstü bir kaç saniyelik ömrün içine sığınan korkuları mıdır?
Posta kutusuna faturasını bırakmış yaşam...
Geleceğin bulanık görüntüleri içinde, sahipsiz, bedensiz gölgeler var.
Yağmurun düşüşüne tesadüf eden göz torbası birikintileri gibi ılık ılık akıyor kaçışlarım. Dinlediğimiz hikayenin henüz sonu bilinmiyor...
Ama, kırıntıları var sebepsizliğe dair.

Hiç yorum yok: