03 Mayıs 2012

birbirimizi hiç tanımamış gibi tekrar karşılaşsakya, sana yine aşık olurdum !
okurken akıyor mu seninde yaşların ? düşüyor mu yanaklarına ? gece saat 2,içim sızlıyor içim ağlamıyorsanda ağla,mutluluktan ağla ne kadar çok sevildiğine ağla,kıymetine ağla...
gülmeyi,güldürmeyi,hüznü,mutluluğu,ağlamayıda sen öğrettin bana, ikimizin yerine sevmeyide... pencereme yağmur damlasa kapıya bakıyorum,sen geldin sanıyorum düz,sarı saçlı bir kız görsem sen sanıyorum sesleniyorum arkasından daha kaç yıl ağlamam gerekiyo ? inadına cigaraya sarılıyorum,sana sarılır gibi... aşk olsun,aşk olsun vazgeçmeseydin aşk olsun...

01 Mayıs 2012

biz aynı şehirlerde soluyamadık mutluluğu hep yalnız hissettin,hep mutsuzdun. peki ben mutlumuydum ? sesim,kısık sesimi şimdi duyuyor gibimisin ? yanında olmamı istermisin? artık çok mutsuzum deyişlerin geliyor aklıma,yutamıyorum düğümleri ağladım yine dün deyişlerin geliyor aklıma,gözyaşlarımdan boşanırcasına akıyor nehiler... hiç kabul etmediğimi söylerdin ya, hala kabul etmiyorum,edemiyorum. senden ayrılırken gülümsemelerime inanma,hiç gülümsemedim!

21 Nisan 2012

ertesi gün sana kavuşmayacağım için, uyumadığım geceler var benim

10 Nisan 2012

bazen çok sıkılıyorum,tüm enerjimi yitiriyorum
yoruluyorum,usanıyorum herşeyden
ve en kötüsü gülümseyemiyorum.

bu gece yine içimde bir sıkıntı,
zehirlerken kendimi
sigaramdan uzun uzun çekerken ciğerlerime
çöpten karton toplayan yaşlı kadını,inşaattan demir toplayan çocukları gördüğümde
gardım tamamen düştü ve şükretmediğimi farkettim
oysa ne kadarda rahat yaşıyoruz
herşeye rağmen mutlu olabilmeli insan!

12 Mart 2012

çiçek pasajında klarnete kaptırmışken kendimi
anlatayım sana nerelerdeyim ben.
gözlerimi kapadığımda bembeyaz bir sen
gözleri kısık gözleri gülümseyen,
sarılmak için koşuyorken sana
kendimi kaybetmişken,üşürken
her masada musikiden ayrı ayrı şarkılarda ararken seni
klanetci durur ve gözlerim açılır
neredeyim ben diye defalarca sordum kendime,bulamadım
hemen çıktım meyhanelerden,önüme çıkan herkese bağırırcasına şiddetle çarparken
nereye koşuyorum ben,sormadım kendime
derken kocaman bir galata belirdiğinde
durdum ve bağırdım son kez
bu kadarmı küçüğüm ben ?

07 Mart 2012

Gülme bana.
Bir ülkesi olmayan biriyim belki ama
Seni bin ülke karşı gelse bile sevebilirim.

21 Şubat 2012

sen yağmurları sevdiğinde ben gitmiş olacağım
bir anlamı olmalı,
doğuşumuzun,ilk nefes alışımızın,ilk nefesimizde ağlamamızın.
hasta olmamızın,süt içmemizin,büyümemizin,okula gitmemizin,yazmayı öğrenmemizin,arkadaş edinmemizin,boyama yapmanın,misket oynamamızın bir anlamı olmalı...
yağmurun ve ıslanmanın,baharın ve kelebeklerin,tohumun,çileğin varoluşunun bir anlamı var.
aşık olmanın,aldatmanın,aldatılmanın,ayrılmanın ağlamanın,sigara içmenin küfür etmenin hüzünün...
acı çekmenin gülmenin kardanadamın noel babanın dedenin teyzenin kuzenin kedinin,doğanın bir anlamı var.
bize anlamsız gelen herşeyin...
çakıltaşını denize fırlatmanın bir anlamı var.

15 Şubat 2012

tepenin en üstünden izlerken kasabayı
bir kız vardı uzaklarda...
kırmızı sıcak şarabı yudumlarken
kızın uğraşları,saçlarının dalgalanması,entarisini düzeltmesi
kızı izlemenin verdiği haz,şevkle kokladığım o koku...
şarabında verdiği o sersemlik,aklım dağılmışken
kapadım gözlerimi,rüzgarı dinledim çoktan sarhoş olmuştum bile

01 Ocak 2012

Viyanada christmas,
herşey çok güzel başladı önce havai fişekler sonrasında pelerinli melekler...
Viyana soğuktu ama içimi ısıtan bi çok neden varken gözlerimi kapadım ve sarıldım yanımdakine

22 Aralık 2011

ben uçmaya kalkmışken bir kelebeğin usulca konması parmağıma
bu kadar mı hafiftir uçmak...
bu kadar mı incedir belin ve kokun baharımsı.
zühreli yıldızlara uçmak varken matmazel bir çiçeğe neden aldanayım ?

terkederken seni oysa ne kadar da pırıltıylı ışık
uzaklaştıkca senden söndü söndü söndüm...
elimde bir cigara isi ve üzerimde koyu buluttan bir koku
oysa ne kadar ışıltılıydı sensiz hayallere uçmak
oysa ne kadar basit ve tazeydi önceleri.
şimdi gelsen gel sen!
bitimsiz mutsuzluğum...
neden senin bahanelerinle imkansız olsun ki ?
yasıma matemlerde eklemek değil istediğim
zaten kırılmışken şimdi sen duy artık herşey berabere
hep ben senı kırmıstımya şimdi nötr olduk.
artık tek bir düşüncem var
herşeyden kaçmak...
herşeyden kaçtığım sürece mutluyum

07 Kasım 2011

Yaz günü üşünürmüydü hiç ?
üşünüyordu işte...
hayatta hep aceleci insanlar kaybederler...
zaman gelecek ve sen unutacaksın herşeyi...
uzum zaman sonra bişeyler anımsatacak.
bazen bi şarkı anımsatacak beni bazende bi koku,
duraksayacaksın ve sonra hiç tanımamış gibi davranacaksın.
ve bi zaman sonra başka kokular...
sahiplenmek varya...
işte bu yüzden kadınlar erkekleri olduğundan daha fazla aşık zannederler...

04 Ekim 2011

-kalbim nasıl çarpıyo bi bilsen,
senden uzak olmaya dayanamıyorum
başka biri mi var ?

-o kadar benziyosun ki,bazen onu aldatıyormuşum gibi hissediyorum.

-kalbinde bana da yer aç yapamazmısın ?

-Seni o kadın olarak hayal edemem.

-Ben razıyım...

11 Eylül 2011

çıplak ayaklarınla iz bıraktığın o eski döşemelerde bir adam uzanmıştı önceleri...
elinde duble rakısıyla,kısık sesiyle seni çağırır ve bir iskemlenin sürekli gıcırtısına karışırdı sesi.
matem tutmak bir yana aklına kazımaksa seni,kazımıştım ilk gördüğümde...
oysa sen ince,zayıf bir kızdın.herkes gibi saçları sarı ve uzun!
ben seni,seninle yaşamayı sevmiştim.
o eski döşemelerde kısık sesle çağırırken,gıcırtısından sağır eden iskemleyi,sen oturduğun için sevmiştim

22 Ağustos 2011

Parmak uçlarınla basıyorsun yeryüzüne...
Kelebekler gibi hiç incitmeden.
Bazen bir kadın geliyor, oturuyor karşına, en çok korktuğum şey bir kadının gözyaşıdır diyor, kendi adına. Sen dönüp bakıyorsun geriye doğru “vay canına” diyorsun. Bazen birisi geliyor karşına oturuyor eğer çok sevdiysen diyor, oysaki bilmiyor çok sevmekte hep bir ana ait.
mutlumusun,mutsuz olmamla...
şimdi gelsen,gelsende o pamuk ellerini öpmeye doyamasam...
müptela olurcasına arıyorum,arıyorum her deniz kenarında
çok uzak değil oysa yollar.
ben hep bekledim,gözlerini kısıp gülümseyişine hep gülümsedim...

ruyalarım neden bu kadar içimi sızlayıyo ?
madem ben seni sevmiyorum,neden ?
her sabah seninle uyanmamın sebebi nedir? alışmak mı ?
aşk değil mi bunun adı ?
müptalalığın sebebi ?
aklımın hep sana gidişi ?

27 Temmuz 2011

boş sayfa bana,ben boş sayfaya bakarken hayatın aslında ne kadar da anlamsız olduğunu düşünürken ve kendimi hırsını kaybetmiş,yorgun,bezgin,huysuz bi adammışım gibi hissederken,bunların bir yol boyunca devam etmesi...yol sonunda bir kapıdan giriyorum ve karşıma mutsuz olmak gibi lanet,baş belası simsiyah bir oda çıkıyor.gıcık bi adammışım gibi anımsatmak istemem kendimi ama özeleştiri yapmanın bi erdem olduğunu varsayarsak,imla kurallarına uymayan ve küçük harfleri seven bir adamın bundan mutlu olması kimine göre epey gülünç kimine göre basitçe olabilir.düz yazı değilmi benim tarzım ? -evet.öyleyse biraz laflayalım ve eleştirelim.haberlerde deprem,şike,ölüm izlemekten ve artık küçük harflerle aykırı yazımsal öğeler biriktirirken bunlarla bile mutlu olmadığımın farkında vardım şimdi.bunca kötü haber ve küçük mutlulukla küçük kayığım denize battı.duyuyorum sesleri,titanic bile battı be adam!
başka ülkede yaşayınca farklı bir havayı soluduğunu zannediyor insan.herkesin yabancı olduğunu zannediyor şahsen ben öyle zannediyorum.arkadaş kimin memleketinden kimi kovuyorsun sen derler adama!koskoca ülke olsa olsa benim gibi 1000 tane Türk vardır.Türk'ün T'sini büyük yazmam mutluluk verdi şuan :) hahaaa tam bir Türk örneği :) bu espriden gurur duymamakla birlikte konuyu dağıtmadan;umrumda değilken sokakta yürürken sesli sesli şarkı söylüyorum insanlar garip garip bakıyolar bana umrumda değil.metroda otururken insanları izliyorum herkesin gözü bende sanırım hafif esmerliğimden çünkü onlar hep sarı.belirgin şekilde yabancı olduğumun farkına varılıyorum ve bilmediğim bir dilde sorular soruluyor,belkide dalga geçiyorlar bende soru veya dalga hiç tasa etmiyorum direk küfrediyorum ve anlamıyorum ... bipppp kardeşim diyorum.bu aralar üstümde kara bulutlar dolaşırken ve yağmur çiselemeden bile kar yağıyor sanki.aslında tanırsınız beni küçük şeylerle mutlu olurum ben ama küçük mutluluklar artık gülümsetmiyor beni.

11 Temmuz 2011

kuçağına uzandığımda gülümserdim sebepsiz sebepsiz...
dudaklarımı buruşturduğumda,şımardığımda sana,
hiç kıyamazdın ya yanaklarımı okşayıp '' tatlı '' derdin ya...
unuttun mu ?