sen benden gidince...
vagonlarım kopuyordu,tel tel dökülüyordum,
bütün kimsesizliğimle bütün çırılçıplaklığımla kalıyordum ortada
ellerim titriyordu,haykırıyordum '' tut yüreğimden ''
tutmadın.
bir öksüzün omuzlarında yük,
iki kuruşu eve götürmenin burukluğundan daha onur kırıcıydı sensizlik.
kalp sancısı değildi bu sevdanın burukluğu,
tıpkı dizlerinin üzerine düşen toy bir çocuk gibi.
oysa şimdi sevdamız tek kişilik,
sen benden gidince...
29 Aralık 2013
İthaf
Anne girmem bu oyuncak dükkanına
Orda toplar, tayyareler, tanklar var.
Seviyorum söğüt dalı atımı
Tekme atmaz, ısırmaz
Ben yaşamak istiyorum
Ağaç gibi sessiz sessiz ve rahat
Karınca kararınca değil,
serile serpile boylu boyumca.
Anne girmem bu oyuncak dükkanına
orda toplar, tayyareler, tanklar var.
*Cahit Irgat
Orda toplar, tayyareler, tanklar var.
Seviyorum söğüt dalı atımı
Tekme atmaz, ısırmaz
Ben yaşamak istiyorum
Ağaç gibi sessiz sessiz ve rahat
Karınca kararınca değil,
serile serpile boylu boyumca.
Anne girmem bu oyuncak dükkanına
orda toplar, tayyareler, tanklar var.
*Cahit Irgat
26 Aralık 2013
tut beni sıkı tut,
yüzüm yüzümden utanır sıkı tut.
var gücümle asılıyorum direnmeye
uyanamıyorum uykularımdan,
tut beni.
oysa herkes beni alaya alıyor sevda hakkında,
aşk beni nerede görse tanır,
bilir yaralıyım ben,başkaları bilmez
tut beni.
kavgalar,sevdalar iki kişilikti
sağım solum karanlık sabah 5,
tut beni,sür hayata
tut beni,al kollarına...
yüzüm yüzümden utanır sıkı tut.
var gücümle asılıyorum direnmeye
uyanamıyorum uykularımdan,
tut beni.
oysa herkes beni alaya alıyor sevda hakkında,
aşk beni nerede görse tanır,
bilir yaralıyım ben,başkaları bilmez
tut beni.
kavgalar,sevdalar iki kişilikti
sağım solum karanlık sabah 5,
tut beni,sür hayata
tut beni,al kollarına...
24 Kasım 2013
AŞK
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı
İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.
Cemal Süreya
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı
İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.
Cemal Süreya
20 Ekim 2013
en kötüm günümüz en mutlu olduğumuz günler olsun dilekleriyle başladım eski fotoğrafları karıştırmaya...sesini son duydugumda kapatırken telefonu görüşürüz diyerek kapadım,hayırlısı demiştin!Görüşürüz oysa ne kadar büyük bir kelime içinde emekler sevgiler sızılar acılar niceleri,en derini ise özlemler var...Gülümseyişlerin geliyor gözümün önüne ankara sokaklarında ve sabah uyandığımda otobüsten iniyor bitmiş yolculuğum.Üzerimde ince bir t-shirt don vurmuş ankaraya üşümüyorum ! Kavuşmak ne kadar büyük bir eylem,sen nereye gidersen gelmem mi ben ? Konya,Manisa,Adana,İzmir ... Gelirim,sen gel de, gelirim bir an beklemem koşarım...
10 Ekim 2013
04 Ekim 2013
senden çok uzaklarda yazıyorum bu yazıyı...
uzun zamandır seninle dertleşemedim,içimde kalmasın hiçbirşey.
Yaşanan onca şeyden sonra hala mutlu kalabilmek,fotoğraflarına dokunabilmek kokunu özlemek...
Şuan yanımda olabilseydin...
Sana o kadar ihtiyacımki,bir telefonuna muhtacım.
Sen benim ilk aşkımsın,ilk aşk unutulur mu ? Unutamadım ...
Sana canım diyemeyeli ne kadar çok zaman oldu,sarılamayalı.
Gelsen hayır diyebilirmiyim,geriçevirebilirmiyim,ne zaman reddettim ?
Elim gidiyor telefona yapamıyorum,arayan hep ben oluyorum.
Hiç mi aklına gelmıyorum bır kere arasan,arasanda halımı hatırımı sorsan mutlu olsam.
Beni mutlu etmek bu kadar kolayken neden hep zoru seçersin . . .
04 Temmuz 2013
01 Temmuz 2013
15 Haziran 2013
16 Mayıs 2013
18 Nisan 2013
15 Nisan 2013
28 Şubat 2013
04 Ocak 2013
yaşamımın dönüm noktalarında seninde olmanı isterdim,
yıllar sonra oturup kahvemizi yudumladığımızda;
baş başa,göz göze,diz dize anıları yad etmek varken,
şimdilerde geleceğe dair hayallerime ulaşamıyorum.
sen,sen şimdiler aşağıda bir bankta otururken,
ben seni izliyorum perde arasından.
öyle güzel bakıyorsun ki uzaklara
yanına oturmak,aniden sarılmak istiyorum sana.
oysa görüş mesafen kadar bile,yakın değilsin bana,
uzaksın,çok uzaklardasın...
epey zaman olmuş oysa,
oysa sanki dün gibi içimde sızısı.
oysa hep derdim ben,
şimdi sen gelsen, gel sen!
yıllara hep bomboş beyaz sayfalar açtım,
artık istemem yeni başlangıçları
şimdi sen,sakın gelme sen !
02 Ocak 2013
29 Aralık 2012
Gitmeseydi,
Çok güzel bir hayatımız olabilirdi. Çok paramız olmazdı belki ama çok neşeli olabilirdik çok zaman. Oturup her akşam pek kimsenin bilmediği güzel filmler izlerdik, tatil günlerinde gidip rakı içerken dinleyeceğimiz plaklar seçerdik eski eşyalar satan dükkânlardan, kışları dışarıda kar yağarken ışıkları söndürüp evimizin perdelerini açardık sonuna kadar, Türk kahvesi yapardım ikimiz için. Hiç konuşmadan kahvelerimizi yudumlar, radyo tiyatrosu dinlerdik kar yağışını izlerken. Tiyatro ve kahveler bittiğinde, filmlerden konuşurduk, kitaplardan, sanattan, memleket meselelerinden, İkinci Yeni şairlerinden falan. Sonra ben birkaç dize okurdum ona Cemal Süreya'dan. O da çok sever çünkü Cemalettin Seber'i. Sevdiğimiz şeylerden bahsederdik işte hep. Ben en çok onu anlatırdım, ondan bahsederdim yüzüne karşı. Sonra usulca çekilip köşeme, ben öldükten sonra saklaması için bırakacağım mektuplardan bir tane daha yazardım. Dedikodusunu bile yapardık 17 numarada oturan komşumuzun. Uyuma vakti geldiğinde ise, ben saçlarına bir öpücük kondurup öyle dalardım cennet gibi düşlere. Zaten ona sarıldığım bir gecenin içinde cehennemin işi ne ki?
Ama gitti işte...
Bunlar o kadar naif tasarlanmış şeylerdi ki, bir başkasıyla yaşama fikri bütün bunları, mükemmel itici... Bunları bir başkasıyla yaşamaktansa, tek başına yaşayan, kimsesiz, aksi bir ihtiyar olarak yaşamak daha cazip, hayatını arabesk şarkılara ve rakı şişelerine gömen...
Bilmiyorum işte. Bilmiyorum. Ne tanrının varlığı umrumda, ne İsa'nın yaralı elleri için endişeleniyorum, ne de yaşama uğraşı...
Ama gitti işte...
Gitti.
Siktir olup gitti. Bilinmezliğe falan değil, öyle tanıdık, öyle de bildiğim yerlere gitti ki. Damarlarımda dolaşan yüzlerce paslı çivi etkisi...
Batuhan Dedde - Tahta Putun Mektupları
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)