12 Mart 2012

çiçek pasajında klarnete kaptırmışken kendimi
anlatayım sana nerelerdeyim ben.
gözlerimi kapadığımda bembeyaz bir sen
gözleri kısık gözleri gülümseyen,
sarılmak için koşuyorken sana
kendimi kaybetmişken,üşürken
her masada musikiden ayrı ayrı şarkılarda ararken seni
klanetci durur ve gözlerim açılır
neredeyim ben diye defalarca sordum kendime,bulamadım
hemen çıktım meyhanelerden,önüme çıkan herkese bağırırcasına şiddetle çarparken
nereye koşuyorum ben,sormadım kendime
derken kocaman bir galata belirdiğinde
durdum ve bağırdım son kez
bu kadarmı küçüğüm ben ?

07 Mart 2012

Gülme bana.
Bir ülkesi olmayan biriyim belki ama
Seni bin ülke karşı gelse bile sevebilirim.

21 Şubat 2012

sen yağmurları sevdiğinde ben gitmiş olacağım
bir anlamı olmalı,
doğuşumuzun,ilk nefes alışımızın,ilk nefesimizde ağlamamızın.
hasta olmamızın,süt içmemizin,büyümemizin,okula gitmemizin,yazmayı öğrenmemizin,arkadaş edinmemizin,boyama yapmanın,misket oynamamızın bir anlamı olmalı...
yağmurun ve ıslanmanın,baharın ve kelebeklerin,tohumun,çileğin varoluşunun bir anlamı var.
aşık olmanın,aldatmanın,aldatılmanın,ayrılmanın ağlamanın,sigara içmenin küfür etmenin hüzünün...
acı çekmenin gülmenin kardanadamın noel babanın dedenin teyzenin kuzenin kedinin,doğanın bir anlamı var.
bize anlamsız gelen herşeyin...
çakıltaşını denize fırlatmanın bir anlamı var.

15 Şubat 2012

tepenin en üstünden izlerken kasabayı
bir kız vardı uzaklarda...
kırmızı sıcak şarabı yudumlarken
kızın uğraşları,saçlarının dalgalanması,entarisini düzeltmesi
kızı izlemenin verdiği haz,şevkle kokladığım o koku...
şarabında verdiği o sersemlik,aklım dağılmışken
kapadım gözlerimi,rüzgarı dinledim çoktan sarhoş olmuştum bile

01 Ocak 2012

Viyanada christmas,
herşey çok güzel başladı önce havai fişekler sonrasında pelerinli melekler...
Viyana soğuktu ama içimi ısıtan bi çok neden varken gözlerimi kapadım ve sarıldım yanımdakine

22 Aralık 2011

ben uçmaya kalkmışken bir kelebeğin usulca konması parmağıma
bu kadar mı hafiftir uçmak...
bu kadar mı incedir belin ve kokun baharımsı.
zühreli yıldızlara uçmak varken matmazel bir çiçeğe neden aldanayım ?

terkederken seni oysa ne kadar da pırıltıylı ışık
uzaklaştıkca senden söndü söndü söndüm...
elimde bir cigara isi ve üzerimde koyu buluttan bir koku
oysa ne kadar ışıltılıydı sensiz hayallere uçmak
oysa ne kadar basit ve tazeydi önceleri.
şimdi gelsen gel sen!
bitimsiz mutsuzluğum...
neden senin bahanelerinle imkansız olsun ki ?
yasıma matemlerde eklemek değil istediğim
zaten kırılmışken şimdi sen duy artık herşey berabere
hep ben senı kırmıstımya şimdi nötr olduk.
artık tek bir düşüncem var
herşeyden kaçmak...
herşeyden kaçtığım sürece mutluyum

07 Kasım 2011

Yaz günü üşünürmüydü hiç ?
üşünüyordu işte...
hayatta hep aceleci insanlar kaybederler...
zaman gelecek ve sen unutacaksın herşeyi...
uzum zaman sonra bişeyler anımsatacak.
bazen bi şarkı anımsatacak beni bazende bi koku,
duraksayacaksın ve sonra hiç tanımamış gibi davranacaksın.
ve bi zaman sonra başka kokular...
sahiplenmek varya...
işte bu yüzden kadınlar erkekleri olduğundan daha fazla aşık zannederler...

04 Ekim 2011

-kalbim nasıl çarpıyo bi bilsen,
senden uzak olmaya dayanamıyorum
başka biri mi var ?

-o kadar benziyosun ki,bazen onu aldatıyormuşum gibi hissediyorum.

-kalbinde bana da yer aç yapamazmısın ?

-Seni o kadın olarak hayal edemem.

-Ben razıyım...

11 Eylül 2011

çıplak ayaklarınla iz bıraktığın o eski döşemelerde bir adam uzanmıştı önceleri...
elinde duble rakısıyla,kısık sesiyle seni çağırır ve bir iskemlenin sürekli gıcırtısına karışırdı sesi.
matem tutmak bir yana aklına kazımaksa seni,kazımıştım ilk gördüğümde...
oysa sen ince,zayıf bir kızdın.herkes gibi saçları sarı ve uzun!
ben seni,seninle yaşamayı sevmiştim.
o eski döşemelerde kısık sesle çağırırken,gıcırtısından sağır eden iskemleyi,sen oturduğun için sevmiştim

22 Ağustos 2011

Parmak uçlarınla basıyorsun yeryüzüne...
Kelebekler gibi hiç incitmeden.
Bazen bir kadın geliyor, oturuyor karşına, en çok korktuğum şey bir kadının gözyaşıdır diyor, kendi adına. Sen dönüp bakıyorsun geriye doğru “vay canına” diyorsun. Bazen birisi geliyor karşına oturuyor eğer çok sevdiysen diyor, oysaki bilmiyor çok sevmekte hep bir ana ait.
mutlumusun,mutsuz olmamla...
şimdi gelsen,gelsende o pamuk ellerini öpmeye doyamasam...
müptela olurcasına arıyorum,arıyorum her deniz kenarında
çok uzak değil oysa yollar.
ben hep bekledim,gözlerini kısıp gülümseyişine hep gülümsedim...

ruyalarım neden bu kadar içimi sızlayıyo ?
madem ben seni sevmiyorum,neden ?
her sabah seninle uyanmamın sebebi nedir? alışmak mı ?
aşk değil mi bunun adı ?
müptalalığın sebebi ?
aklımın hep sana gidişi ?

27 Temmuz 2011

boş sayfa bana,ben boş sayfaya bakarken hayatın aslında ne kadar da anlamsız olduğunu düşünürken ve kendimi hırsını kaybetmiş,yorgun,bezgin,huysuz bi adammışım gibi hissederken,bunların bir yol boyunca devam etmesi...yol sonunda bir kapıdan giriyorum ve karşıma mutsuz olmak gibi lanet,baş belası simsiyah bir oda çıkıyor.gıcık bi adammışım gibi anımsatmak istemem kendimi ama özeleştiri yapmanın bi erdem olduğunu varsayarsak,imla kurallarına uymayan ve küçük harfleri seven bir adamın bundan mutlu olması kimine göre epey gülünç kimine göre basitçe olabilir.düz yazı değilmi benim tarzım ? -evet.öyleyse biraz laflayalım ve eleştirelim.haberlerde deprem,şike,ölüm izlemekten ve artık küçük harflerle aykırı yazımsal öğeler biriktirirken bunlarla bile mutlu olmadığımın farkında vardım şimdi.bunca kötü haber ve küçük mutlulukla küçük kayığım denize battı.duyuyorum sesleri,titanic bile battı be adam!
başka ülkede yaşayınca farklı bir havayı soluduğunu zannediyor insan.herkesin yabancı olduğunu zannediyor şahsen ben öyle zannediyorum.arkadaş kimin memleketinden kimi kovuyorsun sen derler adama!koskoca ülke olsa olsa benim gibi 1000 tane Türk vardır.Türk'ün T'sini büyük yazmam mutluluk verdi şuan :) hahaaa tam bir Türk örneği :) bu espriden gurur duymamakla birlikte konuyu dağıtmadan;umrumda değilken sokakta yürürken sesli sesli şarkı söylüyorum insanlar garip garip bakıyolar bana umrumda değil.metroda otururken insanları izliyorum herkesin gözü bende sanırım hafif esmerliğimden çünkü onlar hep sarı.belirgin şekilde yabancı olduğumun farkına varılıyorum ve bilmediğim bir dilde sorular soruluyor,belkide dalga geçiyorlar bende soru veya dalga hiç tasa etmiyorum direk küfrediyorum ve anlamıyorum ... bipppp kardeşim diyorum.bu aralar üstümde kara bulutlar dolaşırken ve yağmur çiselemeden bile kar yağıyor sanki.aslında tanırsınız beni küçük şeylerle mutlu olurum ben ama küçük mutluluklar artık gülümsetmiyor beni.

11 Temmuz 2011

kuçağına uzandığımda gülümserdim sebepsiz sebepsiz...
dudaklarımı buruşturduğumda,şımardığımda sana,
hiç kıyamazdın ya yanaklarımı okşayıp '' tatlı '' derdin ya...
unuttun mu ?

07 Temmuz 2011

seni düşündüğüm de soruyorum kendime :
- '' şimdi kim kurtaracak beni... ''
biri kurtarsın diye sormuyorum aslında.
annesiz çocuk gibi,yapraksız sonbahar ağaçları gibi
canım daha çok yanacak daha yeni başladı başlangıçlar...
kim kurtaracak şimdi beni ?
ben mi?
yapabilirmiyim?
cevap verme bana,sormadım sana...
küstah oldum ben bu sıralar,hoyratımya...
sen,sen hep affederdin ya,çocuk gibiyim ben bilirsin ya...
seversin ya çocuksuluğumu,sana şımarmalarımı...
hadi bak mavi mavi,gülümseyim sensizliğimde bile...
3 noktalarım ne kadar da çoğalmış.

05 Temmuz 2011

düşünüyorum da bütün sert sözlerime,mizacıma dair ne varsa haksızlık ettim sana.
sen bilmiyordun,bilseydin beni nasıl hükme bağladığını kıyamazdın.
sen bilmiyordun,bu çıkmazlarda ben nasıl boğulurum,nasıl hareketsiz ve karanlıklarda.
sensiz daha mutluyum diyebiliyorsan eğer mutlu olma.
mutlu olma,ben mutsuzken mutlu olma.
sert sözler belki,kalp kırar,kırılsın.
inatla yapmıyorum inan!
her mavide sen sanıyorsam eğer,zırhım kırılıyorsa,mizacım yumuşuyorsa mutlu olma.
sen bunları okurken ben acabalarla sorular soruyorum kendime.
''acabaları bilmek istermisin ?'' diye sorsam sana,bilmek istemezdin.
çünkü sensiz daha mutlu dedinya...
ben acabalarımdan bahsedeyim sana,bilmek istesende istemesende!
acaba beni kaç defa düşündü?
acaba kaç defa eli telefona gitti ?
acaba sesimi duymak istedi ?
acaba kokum sinen yastığını kokladımı ?
acaba ağladı mı ?
acaba özledimi ?
acaba unuttumu ?
acaba başkası varmı ?
acaba acaba acaba...
acabaları hiç sevmemiştim...
bensiz daha da mutlu olma olurmu ?
oysa herşeye baştan başlamak için tüm güzel sözlerimi biriktirmiştim sana
zaman zaman dedin,
sonra zamanlar bitmek bilmedi...
olmaz olmaz dedin,''olur'' dedim.
hiç düşünmedim olmazları.
seni kaybetmeyi hiç kabul etmedim oysa.
dur durak bilmeyen özlemlerimi,güzel sözlerimi
sana dair ne varsa bende söyletmedin.
saklanışların,kaçışların sonu yoktu...
oysa demiştim sana '' izin ver bana ''
izin ver bana zihnim kabul etmiyo sensizliği...
şimdi gittin.
zaman zaman demiştin ya,
zaman bitti ve sen gittin.
ben şimdi savaşıyorum zihnimle.
gel sen anlat ona,sonra git gitmek istersen yine...

04 Temmuz 2011

gökyüzüne baka baka
bağırdım sonkez '' yıldızlar uzak değil artık... ''

27 Mayıs 2011

İstanbula ilk adım atışım
ve sen diye sayıkladığım bütün yağmurlar
şimdi saçlarına yağıyorlar...
ellerinin soğukluğu
ve rüzgarın hoyratlığı sensizliğimden.
hala kalp kırıklığın varmı diye sorma
geliyorum desen,gelme diyebilirmiyim ?

07 Mayıs 2011

üşüyorum,delice üşüyorum...
sırılsıklam damlıyor saçlarımdan yağmur
bir ağacın altına oturuyorum yağmuru izliyorum
sanki yağmur benimle konuşuyor,ben susuyorum.