22 Aralık 2011

ben uçmaya kalkmışken bir kelebeğin usulca konması parmağıma
bu kadar mı hafiftir uçmak...
bu kadar mı incedir belin ve kokun baharımsı.
zühreli yıldızlara uçmak varken matmazel bir çiçeğe neden aldanayım ?

terkederken seni oysa ne kadar da pırıltıylı ışık
uzaklaştıkca senden söndü söndü söndüm...
elimde bir cigara isi ve üzerimde koyu buluttan bir koku
oysa ne kadar ışıltılıydı sensiz hayallere uçmak
oysa ne kadar basit ve tazeydi önceleri.
şimdi gelsen gel sen!
bitimsiz mutsuzluğum...
neden senin bahanelerinle imkansız olsun ki ?
yasıma matemlerde eklemek değil istediğim
zaten kırılmışken şimdi sen duy artık herşey berabere
hep ben senı kırmıstımya şimdi nötr olduk.
artık tek bir düşüncem var
herşeyden kaçmak...
herşeyden kaçtığım sürece mutluyum

07 Kasım 2011

Yaz günü üşünürmüydü hiç ?
üşünüyordu işte...
hayatta hep aceleci insanlar kaybederler...
zaman gelecek ve sen unutacaksın herşeyi...
uzum zaman sonra bişeyler anımsatacak.
bazen bi şarkı anımsatacak beni bazende bi koku,
duraksayacaksın ve sonra hiç tanımamış gibi davranacaksın.
ve bi zaman sonra başka kokular...
sahiplenmek varya...
işte bu yüzden kadınlar erkekleri olduğundan daha fazla aşık zannederler...

04 Ekim 2011

-kalbim nasıl çarpıyo bi bilsen,
senden uzak olmaya dayanamıyorum
başka biri mi var ?

-o kadar benziyosun ki,bazen onu aldatıyormuşum gibi hissediyorum.

-kalbinde bana da yer aç yapamazmısın ?

-Seni o kadın olarak hayal edemem.

-Ben razıyım...

11 Eylül 2011

çıplak ayaklarınla iz bıraktığın o eski döşemelerde bir adam uzanmıştı önceleri...
elinde duble rakısıyla,kısık sesiyle seni çağırır ve bir iskemlenin sürekli gıcırtısına karışırdı sesi.
matem tutmak bir yana aklına kazımaksa seni,kazımıştım ilk gördüğümde...
oysa sen ince,zayıf bir kızdın.herkes gibi saçları sarı ve uzun!
ben seni,seninle yaşamayı sevmiştim.
o eski döşemelerde kısık sesle çağırırken,gıcırtısından sağır eden iskemleyi,sen oturduğun için sevmiştim

22 Ağustos 2011

Parmak uçlarınla basıyorsun yeryüzüne...
Kelebekler gibi hiç incitmeden.
Bazen bir kadın geliyor, oturuyor karşına, en çok korktuğum şey bir kadının gözyaşıdır diyor, kendi adına. Sen dönüp bakıyorsun geriye doğru “vay canına” diyorsun. Bazen birisi geliyor karşına oturuyor eğer çok sevdiysen diyor, oysaki bilmiyor çok sevmekte hep bir ana ait.
mutlumusun,mutsuz olmamla...
şimdi gelsen,gelsende o pamuk ellerini öpmeye doyamasam...
müptela olurcasına arıyorum,arıyorum her deniz kenarında
çok uzak değil oysa yollar.
ben hep bekledim,gözlerini kısıp gülümseyişine hep gülümsedim...

ruyalarım neden bu kadar içimi sızlayıyo ?
madem ben seni sevmiyorum,neden ?
her sabah seninle uyanmamın sebebi nedir? alışmak mı ?
aşk değil mi bunun adı ?
müptalalığın sebebi ?
aklımın hep sana gidişi ?

27 Temmuz 2011

boş sayfa bana,ben boş sayfaya bakarken hayatın aslında ne kadar da anlamsız olduğunu düşünürken ve kendimi hırsını kaybetmiş,yorgun,bezgin,huysuz bi adammışım gibi hissederken,bunların bir yol boyunca devam etmesi...yol sonunda bir kapıdan giriyorum ve karşıma mutsuz olmak gibi lanet,baş belası simsiyah bir oda çıkıyor.gıcık bi adammışım gibi anımsatmak istemem kendimi ama özeleştiri yapmanın bi erdem olduğunu varsayarsak,imla kurallarına uymayan ve küçük harfleri seven bir adamın bundan mutlu olması kimine göre epey gülünç kimine göre basitçe olabilir.düz yazı değilmi benim tarzım ? -evet.öyleyse biraz laflayalım ve eleştirelim.haberlerde deprem,şike,ölüm izlemekten ve artık küçük harflerle aykırı yazımsal öğeler biriktirirken bunlarla bile mutlu olmadığımın farkında vardım şimdi.bunca kötü haber ve küçük mutlulukla küçük kayığım denize battı.duyuyorum sesleri,titanic bile battı be adam!
başka ülkede yaşayınca farklı bir havayı soluduğunu zannediyor insan.herkesin yabancı olduğunu zannediyor şahsen ben öyle zannediyorum.arkadaş kimin memleketinden kimi kovuyorsun sen derler adama!koskoca ülke olsa olsa benim gibi 1000 tane Türk vardır.Türk'ün T'sini büyük yazmam mutluluk verdi şuan :) hahaaa tam bir Türk örneği :) bu espriden gurur duymamakla birlikte konuyu dağıtmadan;umrumda değilken sokakta yürürken sesli sesli şarkı söylüyorum insanlar garip garip bakıyolar bana umrumda değil.metroda otururken insanları izliyorum herkesin gözü bende sanırım hafif esmerliğimden çünkü onlar hep sarı.belirgin şekilde yabancı olduğumun farkına varılıyorum ve bilmediğim bir dilde sorular soruluyor,belkide dalga geçiyorlar bende soru veya dalga hiç tasa etmiyorum direk küfrediyorum ve anlamıyorum ... bipppp kardeşim diyorum.bu aralar üstümde kara bulutlar dolaşırken ve yağmur çiselemeden bile kar yağıyor sanki.aslında tanırsınız beni küçük şeylerle mutlu olurum ben ama küçük mutluluklar artık gülümsetmiyor beni.

11 Temmuz 2011

kuçağına uzandığımda gülümserdim sebepsiz sebepsiz...
dudaklarımı buruşturduğumda,şımardığımda sana,
hiç kıyamazdın ya yanaklarımı okşayıp '' tatlı '' derdin ya...
unuttun mu ?

07 Temmuz 2011

seni düşündüğüm de soruyorum kendime :
- '' şimdi kim kurtaracak beni... ''
biri kurtarsın diye sormuyorum aslında.
annesiz çocuk gibi,yapraksız sonbahar ağaçları gibi
canım daha çok yanacak daha yeni başladı başlangıçlar...
kim kurtaracak şimdi beni ?
ben mi?
yapabilirmiyim?
cevap verme bana,sormadım sana...
küstah oldum ben bu sıralar,hoyratımya...
sen,sen hep affederdin ya,çocuk gibiyim ben bilirsin ya...
seversin ya çocuksuluğumu,sana şımarmalarımı...
hadi bak mavi mavi,gülümseyim sensizliğimde bile...
3 noktalarım ne kadar da çoğalmış.

05 Temmuz 2011

düşünüyorum da bütün sert sözlerime,mizacıma dair ne varsa haksızlık ettim sana.
sen bilmiyordun,bilseydin beni nasıl hükme bağladığını kıyamazdın.
sen bilmiyordun,bu çıkmazlarda ben nasıl boğulurum,nasıl hareketsiz ve karanlıklarda.
sensiz daha mutluyum diyebiliyorsan eğer mutlu olma.
mutlu olma,ben mutsuzken mutlu olma.
sert sözler belki,kalp kırar,kırılsın.
inatla yapmıyorum inan!
her mavide sen sanıyorsam eğer,zırhım kırılıyorsa,mizacım yumuşuyorsa mutlu olma.
sen bunları okurken ben acabalarla sorular soruyorum kendime.
''acabaları bilmek istermisin ?'' diye sorsam sana,bilmek istemezdin.
çünkü sensiz daha mutlu dedinya...
ben acabalarımdan bahsedeyim sana,bilmek istesende istemesende!
acaba beni kaç defa düşündü?
acaba kaç defa eli telefona gitti ?
acaba sesimi duymak istedi ?
acaba kokum sinen yastığını kokladımı ?
acaba ağladı mı ?
acaba özledimi ?
acaba unuttumu ?
acaba başkası varmı ?
acaba acaba acaba...
acabaları hiç sevmemiştim...
bensiz daha da mutlu olma olurmu ?
oysa herşeye baştan başlamak için tüm güzel sözlerimi biriktirmiştim sana
zaman zaman dedin,
sonra zamanlar bitmek bilmedi...
olmaz olmaz dedin,''olur'' dedim.
hiç düşünmedim olmazları.
seni kaybetmeyi hiç kabul etmedim oysa.
dur durak bilmeyen özlemlerimi,güzel sözlerimi
sana dair ne varsa bende söyletmedin.
saklanışların,kaçışların sonu yoktu...
oysa demiştim sana '' izin ver bana ''
izin ver bana zihnim kabul etmiyo sensizliği...
şimdi gittin.
zaman zaman demiştin ya,
zaman bitti ve sen gittin.
ben şimdi savaşıyorum zihnimle.
gel sen anlat ona,sonra git gitmek istersen yine...

04 Temmuz 2011

gökyüzüne baka baka
bağırdım sonkez '' yıldızlar uzak değil artık... ''

27 Mayıs 2011

İstanbula ilk adım atışım
ve sen diye sayıkladığım bütün yağmurlar
şimdi saçlarına yağıyorlar...
ellerinin soğukluğu
ve rüzgarın hoyratlığı sensizliğimden.
hala kalp kırıklığın varmı diye sorma
geliyorum desen,gelme diyebilirmiyim ?

07 Mayıs 2011

üşüyorum,delice üşüyorum...
sırılsıklam damlıyor saçlarımdan yağmur
bir ağacın altına oturuyorum yağmuru izliyorum
sanki yağmur benimle konuşuyor,ben susuyorum.

03 Mayıs 2011

yapayalnız kaldıysan,rüzgar savurduysa seni en uzak sahillere
dalgaları izliyorsan ve geceleri uyuyamıyorsan
bir adam çıktıysa karşına ve korkuyorsan...
korkma...
aç kollarını kucakla,geçmişe bakma
sahillerde deniz kabuğu toplamaktansa yanlız başına,
kırlarda papatya kokla,ıhlamur kokan baharlarda gülümse...

25 Nisan 2011

-yine yağmurlar geliyor
ve ben ıslanırken koşmak istiyorum
kaçmak istiyorum beraber ıslandığımız yağmurlardan
kaçmak istiyorum senden,yapamıyorum...

-yine yağmurlar geliyor
tiril tiril ıslanalım mı yine ?

04 Nisan 2011

biz el ele tutuşur gülümserdik kelebeklere
uçuşurken kelebekler üstümüzde
topladığımız çiçekleri koklarlardı
ben seni izlerdim,sen uçuşan kelebekleri...

17 Mart 2011

gökyüzüne bakıp elimi uzatıyorum,sana uzanıyorum
mavi mavi bakıyosun bulutların arasından
kelebekler gönder bana ilkbahardan
gönderki yeditepeden gülümseyim sana...

13 Mart 2011

yaşadığımız neydi adını bilmiyorum ama haksızlık edemem ikimizede.
mutlu oldum çok olduğum zamanlarım oldu,güzel gülümseyişler,güleryüzlü sabahlarımda...

10 Şubat 2011

yine nehir olup,akarsu olup akasım var
içimden şırıl şırıl dökülesim var ama nafile
mühürlü dudaklarla anlatamam sana
uzak çok uzaklardan akasım var
ellerine dokunasım var.
''sus,unut'' dediğin gibi yapıyorum şimdilerde
susuyorum ama unutamıyorum.

08 Şubat 2011

piposundan çıkan dumana aldırmadan
ciğerleri kömür olmuş bir ihtiyar.
papatya toplarken görmelisin onu
huysuzluğundan eser yok,tüy den hafif bir adam.
inatçı bi adam olsada seviyorum bu ihtiyarı.
birazda küstahlığı yok değil,
gülümsediğini hiç görmesemde,hayal edebiliyorum.
babam gibi bir adam,sanki gülümsese şimdi
-gülümsese nolur ki
babam gibi gülümseyecek bana.

28 Ocak 2011

nerde mavi bi çift göz gördümse sen sandım,atladım kucağına sarıldım.
kendimi uyuttum,kendimi kandırdım hep.
her mavide seni aradım gökyüzünde,denizde
her mavi kadında seni aradım,mavi bir elbisede,bembeyaz ellerde
her mavide seni aradım,kokladım kokladım her kadını
seni koklar gibi...
bütün maviler terketti beni
uzaktan ellerimi uzattım seni çağırdım ama gelmediler
haklıydılarda...
yine arıyorum seni,her mavide...
mavi kokmuyor kimseler senin gibi
mavi gözler,bi çift mavi gözler.

27 Ocak 2011

bak gözlerime,gökyüzünün mavisi varmı ?
sonkez sarıl gitmeden,git sonra istediğin yere...
seninle uyuduğum her gecenin sabahında başka yüzlere terket
kokunu aradığım saçlara,kokunu aradığım ellere hapset,hadi git
gittin,gittin gideli hep vardın
sen silmiş olsanda ben savruluyorum hala rüzgarında
hala aynı tutkuyla istiyorum,istiyorum seni
vazgeçilmezimsin duyuyomusun?
gelmelisin,görmelisin,susturmalısın beni
bilirsin beni gelsende inatla susmam inatla...
bomboş ıssız sokaklar
biz yokuz artık ve biz eskidik
eski bir defter gibi sandıklara saklandık
mahkumum ben anıları yaşamaya yaşatmaya
okuyorum hergün,hergün ömür boyunca unutamadığımı anlıyorum
ve sonbaharlar hep benim mevsimimmiş anlıyorum...
yağmurlu akşamlarda tiril tiril ıslanmaya yüz tutuyorum
yaşlı bir adam dermansız yürüyorken düşüyorum
aklımı mı yitirdim ben?
hep sen hep sen mi nefes almak...
ben bende değilim uzun zamandır
her özledim deyişinde parçalara bölünüyorum
düşüyorum kırılıyorum kayboluyorum
bir cam tanesi gibi saklanıyorum
özlüyorum diyorsunda
hiç sormuyosun ya sen diye
ben özlemiyorum seni.
özlemeyemiyorum özlemler bile terketti beni
sen gittin gideli
parçam oldun demiştimya sana
hala arkasındayım
parçalara bölünüyorum ama yine toplanıyorum
ve yine sen oluyorum ben oluyorum biz oluyorum
kısacası yine kayboluyorum
gökyüzü anlamsız rüzgarlar anlamsız geliyor artık
sarılamadıkça,dokunamadıkça daha da uzaklaşıyorum kendimden
ama sana anlatamıyorum bunları,sen bilmiyorsun
çok üzülüyorum...

24 Ocak 2011

bütün derdim sensin yine,her yerdesin.
yine zihnim de sen varsın sen varsın
haykırdıkça daha da azgınlaştım
çıldırdım bağırıyorum sımsıkı tuttum elbisemi yalın ayak çıktım sokağa
yağmur sırılsıklam acıtan yağmur...
sırılsıklam ıslandım
acıtıyorum canımı acıtıyorum
duvarlara vuruyorum kendımı dokunamıyorum sana
ağlamam durdurmuyo beni
bılmıyorum kım gelıyosa karşıdan sarılmak ıstıyoruuuummm
adını cismini bılmeden sarılayım
kırpıklerını optugum gıbı opmek ıstıyorum
yangınları sonduremıyorum
aciz bi adamım gör beni
izle uzaktan uzağa gelme sakın
sakın gelme konusma duymayım senı
utanmıyorum utanmıyorum gel demıyorum sana gelme sakın
kaybolmuş kücük bır cocugum
sen sen dıye bagırıyorum ama yoksun
kımseler yok ama sankı cok kalabalık kalabalıkta yokoldun sankı
sankı smdı burdaydın 1 dakıka once 1 sanıye once burdaydın
ama smdı hıc gelmemıssın gıbı
aklım yok zıhnım yok,yok.